Kellik Sona Eriyor

Nisan 5th, 2011 by Demonbad

Kel haberleri,Kel ilacı,Kelliğe çözüm

ABD’nin Pennsylvania Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı, birçok kişinin ortak sorunu kelliği tarihe gömecek dev bir çalışmayı sonuçlandırdı.

Prof. Dr. George Cotsarelis liderliğindeki grup, üç yıl süren çalışmada kelliğe neden olan sorunu tam olarak belirledi. Saç ektiren erkeklerin kafasındaki saçlı ve saçsız bölgeleri karşılaştıran bilim adamları kel bölgelerin de, saçlı bölgelerle aynı sayıda saç üreten kök hücre içerdiğini, ancak bu kök hücrelerin olgun olmadığını ortaya çıkardı.

Bilim adamları ‘Üretim sorunu’ nedeniyle, yeni çıkan saçların, gözle görülemeyecek kadar küçük olduğunu, böylece ortaya alışılmış kellik görüntüleri çıktığını açıkladı.

Sorunun, saçı üreten kök hücrelerinde olduğunu belirten Cotsarelis “Derinin kel bölümlerinde aynı sayıda kök hücre olması, bu hücreleri canlandırabilme konusunda umut verdi. Fareler üzerinde yaptığımız araştırmada hücreleri canlandırmayı başardık. Şimdi formülü krem haline getirip 5 yıl içinde piyasaya sunmayı planlıyoruz” dedi

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

İlişkiden sonra banyo hamileliği önler mi

Nisan 5th, 2011 by Demonbad

cinsellikten sonra banyo hamileliği önler mi,sexs sonra banyo hamileliği önler mi

25 ülkede yapılan çalışmaya göre, Türkiye’de gençlerin üçte birinden fazlası cinsel ilişki sonrasında banyo yapmanın hamile kalmayı engelleyebileceğini düşünüyor.

Bayer Schering Pharma tarafından 25 ülkede ve 15-24 yaş arası 5.000 genç üzerinde gerçekleştirilen ‘Doğum Kontrolü: Kimin Sorumluluğu?’ ve ‘Doğum Kontrolü Hakkında Konuşmak’ anketleri sonuçlarına göre; tüm dünyada gençler arasında korunmasız cinsel ilişki oranı artıyor.

Cinsel açıdan aktif gençlerin yüzde 45′i yeni bir partner ile herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmadan ilişkiye yaşarken, yüzde 51′i kendilerinin doğum kontrol yöntemleri hakkında çok iyi bilgilendirilmiş olduklarını düşünüyor.

Araştırma, gençlerin doğum kontrolü konusundaki bilgileri ve günlük yaşamlarında yaptıkları arasında önemli bir aykırılık olduğunu vurgularken, “geri çekilme yöntemi”nin araştırmaya dahil olan bütün bölgelerde hala etkin olarak kullanıldığı, modern korunma yöntemleri konusunda ise gençlerin kafa karışıklığının devam etttiği belirtiliyor.

Araştırmaya göre; gençlerin korunma yöntemi kullanmama gerekçeleri ülkeler arasında farklılık gösteriyor. Tayland’da gençlerin üçte birinden fazlası, doğum kontrol yöntemi kullanmamalarının ana nedeninin “uğraştırıcı olması” olduğunu belirtirken, İngiltere ve Norveç’te gençlerin beşte biri, ‘alkol kullandıkları ve unuttukları’ için doğum kontrol yöntemi kullanmadıklarını, Latin Amerika’da kadınların yüzde 60′ı ve erkeklerin yüzde 55′i partnerleriyle doğum kontrolü hakkında tartışmaktan çekindiklerini dile getiriyor.

Araştırmaya göre birçok bölgede, doğum kontrol yöntemleri hakkında hala yanlış inanışlar bulunuyor. Rusya’da yanıt verenlerin yarısından fazlası ‘geri çekilme yönteminin’ güvenilir olduğuna inanırken, Peru’da yanıt verenlerin beşte biri regl döneminde ilişkiye girmenin etkili bir doğum kontrol yöntemi olduğunu düşünüyor. Türkiye’de ise gençlerin üçte birinden fazlası cinsel ilişki sonrasında banyo yapmanın hamile kalmayı engelleyeceğini düşünüyor.

YILDA 550.000 İSTENMEYEN GEBELİK

Türkiye Aile Planlaması Derneği Başkanı Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Tüm dünyada, her yıl gerçekleşen 205 milyon gebeliğin yaklaşık olarak üçte biri plansız. Planlanmayan gebelik düzeyi özellikle gençler arasında önemli bir global sorun olduğundan, bu araştırma sonuçlarının büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Araştırma, tüm dünyada adolesan gebeliklerin sayısının azaltılması için, modern korunma yöntemleri kullanan gençlerin sayılarının artması hakkında hala yapılacak çok iş olduğunu gösteriyor. Gençler, doğum kontrolü de dahil olmak üzere tüm yaşamlarının kontrolünü ellerine almak istiyor. Fakat geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında istenmeyen gebelikleri önlemede çok daha yüksek etkinliğe sahip olan modern korunma yöntemleri konusunda halen bilinçsizler. Türkiye’de her yıl 550.000 istenmeyen gebelik gerçekleşiyor ve bunların 285.000′i kürtajla sonuçlanıyor. Dünyada her yıl 80.000 kadın bu nedenle hayatını kaybediyor. Bu araştırma, esas problemin erişilebilir bir yolla gençlere doğum kontrolü bilgileri ve eğitimi verilmemiş olması olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ebeveynler, öğretmenler ve sağlık uzmanlarının doğum kontrolünün hem sağlıkları hem de yaşam kalitesi için önemi konusunda gençleri bilinçlendirmeleri ve doğru korunma yöntemleri hakkında bilgilendirmeleri büyük önem taşıyor” dedi.

ARAŞTIRMANIN DİKKAT ÇEKEN SONUÇLARI

• Latin Amerika’daki gençlerin yarıdan fazlası (yüzde56) doğum kontrolü olmaksızın cinsel ilişkiye girdiğini belirtirken, bu oran Asya’da yüzde 47, Kuzey Amerika’da yüzde 45, Avrupa’da yüzde 36, Tayland’da ise yüzde 73.

• Tayland’da, gençlerin üçte birinden fazlası, doğum kontrol yöntemi kullanmamalarının ana nedeninin “uğraştırıcı olması” olduğunu belirtirken, Rusya’da gençlerin neredeyse dörtte biri (yüzde 23) kullanmaktan hoşlanmadıkları için doğum kontrol yöntemi tercih etmediklerini bildirmiştir. Kuzey Amerika’da ise gençlerin yüzde 44′ü o sırada doğum kontrol yöntemine erişemedikleri, yüzde 13′ü ise ‘alkol kullanmaları ve unutma’ gerekçesiyle kullanmadıklarını belirtmiştir.

SEKSİ İÇ ÇAMAŞIRI MI, KORUNMA YÖNTEMİ ÖNEMLİ?

• Latin Amerika’da gençlerin üçte biri (yüzde 32) doğum kontrolünü bir randevuya hazırlanırken en önemli kısım olarak görürken, diğer bölgelerde ise gençler randevu öncesi duş alma, ağda yapma ve parfüm kullanma gibi kişisel hijyene doğum kontrolünden daha fazla önem vermektedir. Rusya’da, kadınlar cinsellikle sonuçlanabilecek bir randevuya hazırlanırken ‘seksi iç çamaşırı’ giymeyi en az doğum kontrolü kadar önemsemektedirler.

• Asya’da gençlerin yüzde 28′i doğum kontrol yöntemleri hakkında çok iyi bilgi sahibi olduğunu düşünürken, bu oran bütün bölgelerdeki en düşük rakamdır. Avrupa’da gençleri yarısından fazlası (yüzde 56) doğum kontrol yöntemi seçenekleri konusunda çok iyi bilgilendirilmiş olduğunu belirtse de, Rusya ve Polonya’da erkeklerin yüzde 58′i, Türkiye ise yüzde 54′ü mevcut farklı doğum kontrol yöntemleri arasından kendileri ve partnerleri için en iyi yöntemin hangisi olduğunu bilmediklerini söylemiştir.

• Asya (yüzde 38) ve Latin Amerika’da (yüzde 34) gençlerin üçte birinden fazlası ‘geri çekilme yönteminin’ etkili olduğuna inanmaktadır. Çin ve Tayland’da gençlerin yaklaşık yarısı ‘geri çekilme yönteminin’ istenmeyen bir gebelikten kaçınmak için etkili bir yol olduğunu düşünmektedir (yüzde 55 ve yüzde 46).

• Peru’da yanıt verenlerin beşte biri (yüzde 19) regl döneminde cinsel ilişkiye girmenin en etkili doğum kontrol yöntemi olduğunu düşünmektedir.

JİNEKOLOĞA DEĞİL, ECZANEYE GİDİYORLAR

• Türkiye’de, yanıt verenlerin üçte birinden fazlası (yüzde 35), Arjantin’de ise yüzde 16′sı cinsel ilişki sonrası banyo yapmanın istenmeyen gebeliği önleyebileceğine inanmaktadır.

• Latin Amerika’da genç kadınların yüzde 75′inin ve genç erkeklerin yüzde 63′ünün ailesinden biri veya yakın arkadaşları istenmeyen bir gebelik yaşamıştır. Bu oran Kuzey Amerika’da gençlerin yarısından fazlası (yüzde 53), Avrupa’da genç kadınlarda yüzde 36 ve genç erkeklerde yüzde 21, Asya’da ise genç kadınlarda yüzde 40 ve genç erkeklerde yüzde 29′dur.

• Latin Amerika’da gençlerin yüzde 44′ü doğum kontrol hapı kullanmaya karar verdiklerinde jinekoloğa gittiklerini belirtmektedir, diğer ülkelerde ise doğrudan eczaneden alma fikri daha yaygındır.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Van’da 5 Yıldızlı Hastane Yapılacak

Nisan 5th, 2011 by Demonbad

Van 5 yıldızlı hastane haberi,Van van hastane haberi,Vanda hastane ne zaman yapılacak

Van’da, 2008 yılında yapımına başlanan ve Nisan ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılması planlanan Bölge Eğitim ve Uygulama Hastanesi, fiziki yapısı, donanımı ve vereceği hizmetle 5 yıldızlı otel konforunda.

TOKİ yaptı, Başbakan açacak

Sağlık Bakanlığı tarafından Van-Edremit karayolu üzerinde Başbakanlık Toplu Konut İdaresince inşa edilen Bölge Eğitim ve Uygulama Hastanesi, sadece Vanlıların değil, bölge halkının da umudu oldu.

Hastanenin faaliyete geçmesiyle Van başta olmak üzere Bitlis, Hakkari, Muş ve Ağrı’daki hastalara da tedavi hizmeti sunacak olan 82 bin metrekare kapalı alana kurulu hastanede, yüzde 75′i tek kişilik odalarda toplam 400 yatak, 18 ameliyathane, 65 yataklı yoğun bakım ünitesi, helikopter pisti, 20 asansör ve 2 bin metrekarelik Acil Servis ünitesi bulunuyor.

5 yıldızlı otelden farkı yok

Vali Münir Karaloğlu AA muhabirine yaptığı açıklamada, Bölge Eğitim ve Uygulama Hastanesi inşaatının tamamlandığını belirterek, hastanenin tefriş işlemleri ile araç-gereç ve odaların donanımıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi.

Hastaneyi 1 Nisan 2011′de hasta kabul edecek seviyeye getirmeyi hedeflediklerini ifade eden Karaloğlu, hastanenin, Nisan ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete açılmasının planlandığını bildirdi.

Karaloğlu, sadece Van halkı için değil, bölge halkı için de büyük öneme sahip olan hastanenin, adeta 5 yıldızlı bir otel konforunda donatıldığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

”Yataklarının yüzde 75′i tek kişilik. Her odada banyosu, lavabosu olan son derece konforlu bir hastane inşa edildi. Hastanemiz şu anda Van’daki bütün hastanelerin kapalı mekanlarından daha fazla kapalı alana sahip. Yaklaşık 82 bin metrekare kapalı alanı var. Van, bölgenin 3. basamak sağlık hizmetleri merkezi. Bu nedenle hastane sadece Van’a hizmet etmeyecek. Aynı zamanda bölgeye de hizmet edecek. Hakkari, Muş, Bitlis ve Ağrı’daki hastalar da hastanemizde tedavi görecek. Hastane açıldığında sağlık hizmetlerindeki kalite artışını vatandaşlarımız yaşayarak görecek. İnşallah vatandaşlarımızın hastane ihtiyacı olmaz, ama olduğunda kendilerine son derece çağdaş, standardı yüksek bir mekanda hizmet etme şansı bulacağız.”

Yeni hastaneler yapılacak

Hastanenin yapıldığı 170 bin metrekarelik açık alanın yanında bulunan 50 bin metrekarelik yerin de Sağlık Bakanlığına tahsis edildiğini anlatan Karaloğlu, söz konusu alanda bakanlık tarafından bu yıl içerisinde 200 yataklı Kadın, Çocuk ve Doğum Hastanesi inşaatına başlanacağını bildirdi.

Münir Karaloğlu, aynı alanda Kalp-Damar Cerrahisi Hastanesi, Onkoloji Hastanesi ve adli güvenliği olan Psikolojik Hastalıklar Hastanesi yapılacağını da vurgulayarak, ”Hastanelerin tamamlanmasıyla bölge tamamen sağlık kampüsü haline gelecek. İlimizde özellikle onkoloji hastalıkları konusunda bir sıkıntımız var. Bölgemizdeki hastalar ya Erzurum ya da Ankara’ya gitmek durumunda kalıyor. Onkoloji Hastanesi bittikten sonra hem Van, hem de bölge halkına önemli bir hizmet sunmuş olacağız” dedi.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) yerleşkesinde yapımı devam eden 400 yataklı Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi inşaatının da yıl sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Karaloğlu, Van’ın, 2011 yılında yeni yapılan hastaneler ile sağlıkta çıtayı daha yukarılara taşıyarak, basamak atlayacağını sözlerine ekledi.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Kısırlık Nedir Nasıl Belli olur

Nisan 5th, 2011 by Demonbad

Kısırlık haberleri,Kısırlığın nedenleri,Kısırlık sorunları

Tüp bebek konusundaki kulaktan dolma bilgiler, bazen çiftlerin tedaviye başlama süresini uzatıyor. İşte en çok sorulan sorular ve cevapları…

Kadın Doğum Uzmanı Dr. Hakan Özörnek’e göre kısırlık tanı ve tedavisinde amaç, çifte mümkün olan en kısa zamanda, tek çatı altında hizmet vermek olmalı.

1- Kısırlık nedir?

Bir yıl boyunca düzenli cinsel hayata ve çocuk isteğine rağmen gebelik oluşmuyorsa buna kısırlık denir.

2- Kısırlık toplumda ne sıklıkla görülüyor?

Her yedi evli çiftten biri kısırlık sorunuyla karşı karşıya.

3- Kısırlık tanısında hangi testler kullanılıyor?

Kısırlık tanısında kadın ve erkek birlikte değerlendirilmelidir. Kadında hormon testi ve ultrason değerlendirmesi, erkekteyse sperm testi ilk aşamada uygulanması gereken testlerdir.

4- Kısırlık sebepleri nelerdir?

Kadında tüplerin tıkalı ya da hasarlı olması, hormonal bozukluklar, yumurtlama zorluğu, rahimin yapısal sorunları, erkekte sperm kalitesini yani sayı, hareket ve şeklini bozan her türlü faktör kısırlık sebebidir.

5- Tedavinin aşamaları nelerdir?

Kadında yumurtaların geliştirilmesi, yumurtanın toplanması ve baba adayının spermiyle döllenmesi, döllenmiş yumurtaların anne adayının rahmine yerleştirilmesi olarak genel hatlar çizilebilir.

6- Tüp bebek sağlıklı bebek midir?

Evet, bugüne kadar dünyada doğmuş dört milyondan fazla tüp bebek var. Bunlar doğumlarından itibaren çok sıkı incelenmiştir ve normal çocuklardan farkları olmadıkları kanıtlanmıştır.

7- Kısırlık tedavisinin anne adayına kalıcı bir yan etkisi olur mu?

Burada en çok şüphe edilen, yumurtalık kanseri ve erken menopozdur. Ancak bu şüphenin doğru olmadığı kanıtlanmıştır.

8- Hiç spermi olmayan bir erkek baba olabilir mi?

Normal sperm testinde sperm hücresi görünmeyen birinin şayet testislerinden alınan parçalarda sperm hücresi varsa çocuk sahibi olabilir. Bu çiftlerde önce erkek ameliyat edilir ve hücre bulunduysa dondurularak saklanır. Ancak ondan sonra kadının tedavisi başlar, aksi halde kadına yapılan tedavi çöpe atılmak zorunda kalınabilir.

9- One-stop klinik kavramını nedir?

Kısırlık tanı ve tedavisinde amaç; çifte mümkün olan en kısa zamanda, tek çatı altında hizmet vermektir. Örneğin merkezimizde hastaya bir seferde tüm tetkikler yapılıp üç saat içinde kısırlık sebebi ve tedavisi hakkında tam bilgi verilebilmektedir. Bu tarz yaklaşım, çiftin kafasındaki sorulara bir seferde cevap verilmesini sağlar. Buna ‘one-stop klinik’ deniyor.

10- Tüp bebek tedavisinde başarı oranı ne kadardır?

Başarı oranları kadının yaşına göre değişir, 30 yaş altı hastalarda yüzde 50′nin üzerindeyken 35 yaşında yüzde 35′e, 40 yaşın üzerinde de yüzde 15′e iner.

11- Tedavi süresi ne kadardır?

Yeni çıkan ilaçlar sayesinde tedavi süresi kısalmıştır. Adetin ilk günlerinde başlayan tedavi artık 15 günde sona eriyor.

12- Tüp bebekle mikroenjeksiyonun farkı nedir?

Tüp bebekte spermler bir kabın içinde yumurtayı kendileri döller. Mikroenjeksiyonda sperm mikroskop altında yumurtaya sokularak döllenme gerçekleştirilir, yani mikroenjeksiyon gelişmiş bir tüp bebek çeşididir.

13. Stres kısırlıkta ne derece önemlidir?

Stres, kısırlıkta hem sebep hem sonuçtur ve tedavi başarısında çok önemli bir faktördür. Amaç mümkün olduğunca çifti stresten uzak tutmak, tedaviyi keyifli hale getirmeye çalışmak olmalıdır.

14. Türkiye’deki merkezlerle Avrupa’dakiler arasında fark var mı?

Ekip ve kullanılan cihaz kalitesi açısından hiçbir fark yoktur. Hatta Avrupa’dan daha başarılı olan merkezlerimizin olduğunu söyleyebilirim.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Hıçkırıktan kurtulma yolları

Nisan 3rd, 2011 by Demonbad

Hıçkırık durmuyor,Hıçkırık nasıl geçer,Hıçkırık sorunları

Hıçkırık, beyin ve mide arasında iletişim sağlayan vagus sinirinin bir şekilde iritasyonu sonucu meydana gelir. Uzmanlar, hıçkırığın gaz gibi yaygın sindirim sistemi problemlerine bir reaksiyon olarak ortaya çıktığını söylüyorlar.

Hıçkırık nöbetine yakalandığınızda şu yöntemleri uygulayabilirsiniz:

Tatlı, sinirlerinizi kandırıp hıçkırığa son verebilir. Bunun için bir çay kaşığı dolusu şekeri dilinizin dip kısmına yerleştirin.

Parmaklarınızla kulaklarınızı nazik bir şekilde tıkayın. Bu, işitme sistemine ulaşan vagus sinirinin kollarını uyarmaya yarar.

Birini korkuttuğunuzda vagus sinirini şaşırtabilirsiniz. Bu yöntemi uygulayabilmeniz için, rol yeteneğinin de biraz gelişmiş olması gerekiyor elbette.

Suya atlayacakmış gibi burnunuzu ve ağzınızı kapatarak dayanabildiğiniz kadar nefes almadan durun.

Su yudumlamak veya suyla gargara yapmak sinirleri yatıştırabiliyor.

Bir kese kağıdının içinde nefes alın verin. Burada da vücut yeterince oksijen almadığından, hıçkırığı unutup daha önemli bir soruna odaklanıyor.

Özellikle magnezyum içeren besinler, sinirleri sakinleştirerek hıçkırın geçmesine yardımcı olabiliyor.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

İştahsız çocuk için çözümler

Nisan 3rd, 2011 by Demonbad

İştahsız çocuklar,İştahsız çocuk haberleri,İştahsızlığın nedenleri

Uzmanlara göre 8-9 aylıktan okul çağına kadar sürebilen iştahsızlık sorununu, doğru zamanda, doğru besin seçimi ve doğru yaklaşımla çözmek mümkün.

‘Çocuğuma bir türlü yemek yediremiyorum’, ‘Saatlerce yemek vermesem, umurunda bile olmuyor’… Bu tür yakınmaları çevremizde sıkça duyuyoruz, çünkü hemen her annenin sorunu aynı; iştahsız çocuklar!

Özellikle 8-9 aylıktan okul çağına kadar uzanan dönemde, anne-babalar en çok çocuklarının iştahsız olmasından yakınıyor. Çocuğun yeme isteği büyüme hızına ve kişisel durumuna göre belli dönemlerde değişse de, özellikle 1-2 yaş arası, iştahın en düşük seviyede olduğu dönemi oluşturuyor.

İştahsız çocuk, anne-babaların çözüm bulmakta güçlük çektiği can sıkıcı sorunlardan biri. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Emre Mercan, bu dönemde özellikle yemek seçme ve yemeği reddetme davranışlarının sıkça karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çekti.

Dr. Mercan, “Çocuğunuz bazı günler az, bazı günler fazla yiyorsa bu yaşının getirdiği doğal bir özellik, dolayısıyla üzerinde durmanız gerekmiyor. Ayrıca çocuğunuz sık ve az yemeye alışmışsa, bu şekilde yenen yemek de ana öğünde yenen kadar besin değeri taşıyabileceği için ‘fazla besin almıyor’ diye endişelenmenize gerek yok. Ancak uzun süredir iştahsızca ve yetersiz kilo alıyorsa bu sorun bağırsak parazitleri, kabızlık, kansızlık veya idrar yolu enfeksiyonundan kaynaklanabileceği için mutlaka bir doktora başvurun” uyarısında bulundu.

ÇOCUKLAR NEDEN İŞTAHSIZ OLUR?

Uzm. Dr. Yunus Emre Mercan, çocuklarda iştahsızlık probleminin diş çıkarma, kansızlık ve ateşli hastalıklar gibi sağlık sorunlarında, anne-babanın boşanması gibi psikolojik travmalarda ama en çok da anne ve babanın beslenme konusunda yaptıkları hatalar sonucunda oluştuğuna dikkat çekiyor. Çünkü çocuğa yemek yeme konusunda baskı yapmak, yediği takdirde ödüllendirmek tam aksine yemediğinde ceza vermek bir işe yaramadığı gibi sorunun daha da büyümesine yol açıyor.

İŞTAH ARTIRAN ÖNERİLER

Dr. Mercan, çocuklarda iştahsızlık sorunu ile baş etmenin yollarını şöyle sıralıyor:

YEMEK ÖNCESİNDE…

• Çocukların aşırı yorgun ve uykulu oldukları zaman iştahları olmadığı için yemek saatlerini buna göre düzenleyin.
• Sofraya oturmadan önce çocuğunuzla oyun oynayın. Oyun sayesinde neşelenen çocuk yemekten daha fazla keyif almaya başlar.
• Yemek aralarında çocuğunuza şeker, çikolata, pasta, kolalı ve diğer fazla şekerli içecekler kesinlikle vermeyin. Yarım su bardağı kutu meyve suyu içmesi bile onun iştahının kapanmasına neden olabilir.

YEMEK SIRASINDA…

• Yemek yedirmek için ısrar etmeyin, onu ödüllendirmeyin veya ceza vermeyin. Sanılanın aksine bu davranışlar çocuğun yeme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkiler.
• Çocuğunuz yemek zamanında mama iskemlesine oturarak ve aile sofrasına katılarak yemek yemenin sosyal bir olay olduğunu görerek öğrenmeli. Dikkatli olun, büyük kardeşlerinin ve aile büyüklerinin sofraya oturmaması, yemek seçmesi ve yemekleri beğenmemeleri çocuğunuzun yeme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etki yapabilir.
• Yemeği televizyon olmayan, dikkatinin dağılmayacağı sessiz bir ortamda yedirin, zamanının güzel geçmesine özen gösterin. Bir şarkı ya da masalla bu süreci neşelendirebilirsiniz.
• Çocuklar 1,5 yaşından sonra çatal kaşık kullanabilirler, dolayısıyla bu yaştan sonra kendi kendine yemesini desteklemek için kaşığı ağzına vermektense eline verip, yemesini bekleyin. Böylece yediği yemekler konusunda karar verme inisiyitafinin kendinde olduğunu düşünecektir.
• Tabağı tepeleme doldurmak görüntü açısından itici gelebileceği için porsiyonları ufak tutun.
• Kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği besinleri tercih edin. Zorlamadan değişik yemek çeşitlerine alıştırarak tek bir besin türüne bağımlı kalmasını önleyin. Örneğin aşırı miktarda süt tüketimi birçok besini reddetmesine yol açar.
• Çocuğunuz sizin beğendiğiniz yemek düzenini ve çeşidini benimsemek zorunda değil, kendi çeşidini kendisinin bulmasına izin verin.

• Acele yedirmek, yemek yemeğe yeterli zaman tanınmaması ya da tam tersine yemek süresini çok uzatmak (yarım saat normal bir süredir) ve yemeği döktüğünde tepki verilmesi çocuğunuzu olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla bu tür davranışlardan sakının.
• Yemeğin aşırı soğuk ya da sıcak olmamasına dikkat edin. Ayrıca birçok çocuk yemekte birbirine karışmış şeyleri reddeder, çok pişirilmiş ve tadı bozuk yemekleri yemezler. Bu noktayı da göz ardı etmeyin.
• Bu yaşlarda yemek seçme de sık rastlandığı için yemek çeşidini artırın. Yemek istemiyorsa yiyecekleri önünden alın, tepki göstermeyin, korkutmayın. Tekrar yemek isterse aynı yiyeceği önüne koyun, tekrar istemezse bir öğün başka yemek vermeyin. Alışkanlık yaratacağı için yemediği zaman aç kalacak endişesiyle süt ve sevdiği içecekleri vermeyin.
• Yemek yerken parmaklarını kullanmasına, yemeklerle oynamasına, etrafı dağıtmasına göz yumun, engellemeyin.
• Doyduğuna dair bir işaret aldığınız an yemesini durdurun, son lokmasına kadar yedirmek zorunda değilsiniz.

SÜT İÇMEK İSTEMİYORSA…

• Bazı çocuklar sütü soğuk bazıları ise sıcak ya da ılık sever. Çocuğunuzun sütü nasıl sevdiğini deneyerek bulun.
• Sütü renkli ve desenli bardağın içine koyun ve bardağına renkli bir kamış yerleştirin.
• Sütlaç ve muhallebi gibi tatlılar yapın.

• İçmemekte direniyorsa siz de ısrar etmeyin, çünkü yoğurt, peynir, et ve yumurta ile de çocuğunuzun protein ihtiyacını karşılayabilirsiniz.

ET YEMEK İSTEMİYORSA…

• Köfte sert geliyorsa, dolmalara kıyma ekleyin.
• Kırmızı et sevmiyorsa, balık ya da tavuk eti yedirmeyi deneyin.
• Makarna seviyorsa üzerine kıymalı sos yapın.
• Çok sık olmamak kaydıyla kıymalı börek yedirin.
• Yumurta sarısı, yoğurt, süt ve peynir de et yerine geçebilir.

SEBZE YEMEK İSTEMİYORSA…

• Salatalık ve havuç gibi sebzeleri çiğ olarak, çubuk biçiminde hazırlayın. Bu şekilde sunum çocuğunuzun hoşuna gidebilir.
• Sevdiği yemeklere, örneğin çorbalara, köftelere ya da soslara rendelenmiş olarak sebze ekleyin, çocuğunuz bunu fark etmeden yer.
• Evde siz de sebze yemekleri yiyin, böylelikle sizden görerek zamanla sebze yemeye alışır.
• Yememekte ısrar ediyorsa, meyveler de sebze yerine geçer. İstediği meyveleri ya da meyve sularını verin.

HEP ŞEKERLİ ŞEYLER YEMEK İSTİYORSA…

• Evde fazla şekerli besin bulundurmayın. Böylece kolayca bulup yiyemez.
• Meyveleri çocuğunuzun ulaşabileceği bir yere koyun.
• Çikolata ve şekeri ödül olarak kullanmayın.
• Kurabiye ve kekleri meyveli yapın, böylece daha az şeker kullanmış olursunuz.
• Şekerli gıdaları yemek sonrası verin. Kesinlikle öğün aralarında atıştırma niyetine vermeyin.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Zayıflayamamanın Nedenleri

Nisan 3rd, 2011 by Demonbad

Zayıflayamama sorunları,Zayıflayamamanın sebepleri,Zayıflayamıyorum neden

Zayıflamaya karar verdiyseniz ilk önce  sağlığınıza odaklanmalısınız. Bunun sonucunda kilonuz kendi kendine düzene girecektir.

Aslında yediklerinizin ve içtiklerinizin sizin için iyi olmadığını biliyoruz. Bu yiyecekler şeker içeren yiyeceklerdir. Şekerle dolu yiyecekler ve içecekler tüketiyoruz. Sonuç olarak vücudunuz bunu sindirmekte zorlanıyor ve yağ olarak depoluyor. Bunun yanı sıra vücudunuz toksinlerle ne yapacağını bilemediği için bunu yağ olarak depolar ve bize selülit olarak geri döner.

Sağlıksız yiyecekler ve içecekler bir asit tabanı oluştururlar. Ayrıca stresinde asit seviyesini artırdığını biliyoruz. Sonuç olarak vücudunuz asit tabakasından korunmak için onun üzerini yağ ile kaplar.

Asitten korunmak için vücudumuz depoladığı yağların eritilmesine izin vermez. Düzenli olarak egzersiz yapsanız bile, asidin organlarınıza zarar vermemesi açısından vücut bu yağları yakmaz.

Sağlıklı beslenmek ve düzenli egzersizlerin yaşam tarzınız olmasını sağlayın.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Cinsel isteksizliğin nedenleri nelerdir

Nisan 3rd, 2011 by Demonbad

Cinsel isteksizliğin sebebpleri,Cinsel isteksizlik sorunları,Cinsel isteksizlik çözümleri

Cinsel isteği sağlayan hormon kadında da erkekte de aynıdır. Bu hormon testesterondur ve cinsel isteği yönlendirir.

Cinsel dürtüler doğuştan vardır ancak cinsel davranışlar bu konudaki tutum ve deneyimlerle belirlenir. Cinsel isteği belirleyen çok sayıda faktör bulunuyor

Genel ya da cinsel sağlık durumundaki bozukluklar, hormonlardaki aksaklıklar, kullanılan ilaçlar bunu etkileyebilir. Nedenler psikolojik ya da organik olabilir. İşte nedenlerden en başta gelenler ve en önemlileri:

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Cinsel yollarla bulaşan hastalıklar

Nisan 3rd, 2011 by Demonbad

ilişkiyle bulaşan hastalıklar,cinsel hastalıklar,cinsel hastalıkla nasıl olur

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar bir kişiden diğerine cinsel temas yoluyla geçirilen hastalıklardır ve dünyada en sık rastlanan enfeksiyon hastalıklarındandır. Doğal olarak birden fazla seks partneri olan kişiler, daha fazla risk altındadırlar.

Bu gibi hastalıklar doğumdan önce, doğum sırasında veya doğumdan hemen sonra anneden bebeğe veya öpüşmeyle, bozuk kan nakli yoluyla veya sterilize edilmemiş hipodermik şırıngaların kullanılmasıyla da geçebilir. Hastalıkların kökeninde bakteri, virüs veya parazitler yer alabilir.
Tüm tarih boyunca cinsel yolla bulaşan hastalıklar kaydedilmiştir ve yirminci yüzyılın sonuna kadar bunlar ”zührevi hastalıklar” olarak adlandırılmıştır.
ABD’de rapor edilen yıllık yeni vaka sayısı sanayileşmiş dünya içerisindeki en yüksek rakam olup, gelişmekte olan ülkelerin bazılarında daha yüksektir. Klamidiya ülkede en sık rapor edilen bulaşıcı hastalıktır.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Greyfurt’un Faydaları

Nisan 2nd, 2011 by Demonbad

Greyfurt hangi vitamin,Greyfurt ne işe yarar,Greyfurt’un yararları

Greyfurdu ikiye böldüğünüzde lifli taneciklerindeki renge göre besin değeri de farklılaşıyor. Yarım orta boy greyfurt yaklaşık 50 kalori içeriyor. Star gazetesinde yer alan habere göre eğer günde yarım greyfurt yerseniz beslenmenizde gerekli olan C vitamini, bazı diyet liflerini, potasyum, folat ve pantetonik asit gibi vitaminleri de tam sağlamış olursunuz. Bu açıdan grefurt tam bir multivitamin.

Kırmızımsı ve pembe renge sahip olan greyfurtlar aşırı derecede A vitamini içeriyor. Yani A vitaminini sağlamak için bildiğimiz sadece havuç ye demek aslında doğru bir yaklaşım değildir. Eğer siz beslenmenize küçücük bir greyfurdu eklerseniz çok fazla A vitaminini de sağlamış olursunuz.

150′den fazla bitkisel kimyasal içeriyor

Özellikle kırmızı rengi fazla olan greyfurtlarda aynen domateste olan karotenoidlerden likopen denilen antioksidanı fazlasıyla barındırır. Bunun dışında 150′den fazla bitkisel yararlı kimyasalı içeren greyfurt tam bir ecza dolabıdır diyebiliriz. Özellikle greyfurt suyunu içindeki lifli taneleri ile birlikte hazırladığınızda inanılmaz derecede yüksek miktarda diyet lifi almış olursunuz. Greyfurt özellikle çözünür lif olarak bilinen pektinden de zengindir. Pektin özellikle kan kolesterolünüzün düşmesinde yardımcıdır. Araştırmalara göre düzenli greyfurt yiyenlerin kan yağları da yükselmiyor. Aslında en önemlisi greyfurdun çok değişik ve kuvvetli miktarda antioksidan içermesidir.

Suyunu çok içmeyin

Bu meyve, glisemik indeksinin düşük olması, yüksek oranda diyet lifi içermesi, düşük kalorili oluşu ve kandaki insülin düzeyini düzenlemesi nedeniyle de kilo verme diyetlerinin meyveler içerisindeki sihirli etkiye sahip. Fakat bu kadar yararları bulunan greyfurt için riskler de söz konusudur. Örneğin fazla miktarlarda greyfurt suyu içmek kadınlarda göğüs/meme kanseri riskini arttırır. İçerdiği bazı enzimler sayesinde düzenli ilaç kullananlarda ilacın etkisini bozar.

Antioksidanlarıyla sağlığı garantiliyor

Greyfurdun içerdiği antioksidanların çeşitli hastalıklara karşı koruyucu olduğu bilimsel çalışmalarla desteklendi.Araştırmalara göre greyfurt kolon ile akciğer kanserinden koruyor, kalp hastalıklarını önlüyor. Astımda akciğerin fonksiyonel çalışmasını artırıyor. Karaciğer enzimlerini çalışmasındaı hızlandırıcı etkisi var.

 


Yazi bilgileri Sağlık Haberleri | Yorum yok »

Sponsorlar